3 Şubat 2011 Perşembe

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle / Mustafa Ulusoy

Ansızın gelen hüzünler yanında, ansızın gelen güzelliklerle de dolu/ydu hayat. Dünya hayatının size cazip gelmesi belki de bundandı. Beklenmedik aşklar, beklenmedik başarılar, beklenmedik karşılaşmalar,  beklenmedik bir iyileşme, beklenmedik bir mektup, beklenmedik bir yağmur,  beklenmedik bir ilgi, beklenmedik bir sevgi, beklenmedik bir merhamet ve şefkat. 
Tüm ruhunuzu sarıp sarmalayan, içinizi en çok ısıtan merhamet ve şefkattı.

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle / Mustafa Ulusoy  

8 Aralık 2010 Çarşamba

Ed è subito sera



Ed è Subito Sera 


Ognuno sta solo sul cuor della terra

trafitto da un raggio di sole:

ed è subito sera



SALVATORE QUASIMODO 



And Suddenly It's Evening


Every man stands alone on the heart of the earth

pierced by a ray of the sun:

and suddenly it's evening.



Ve Hemen Aksam Olur


Herkes bir basinadir topragin bagrinda

bir gunes isiginin delip gecmesi gibi:

ve hemen aksam olur.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Delilik ülkesinde tek başımayım, gittin yalnız kaldım

Evet sadece bu
Yalnız kaldım
Hiç olmamıştı oysa ki bu
Ya da olmuştu bilmiyorum
Düşünemiyorum şimdi
Öyle birkaç an yaşıyorum işte
Düşünemediğim
Düşüncelerim zincirlenmiş
Yalnızlığım sensizlikle değil
Senin olmaman gözümün olmaması
Senin olmaman elimin olmaması gibi birşey
Öyle birşey işte
Önemsiz
Bilmiyorum önemsiz olmamalı
Önemli aslında
Evet önemli
Elimin olmaması ama kalbimin olması
Evet var ama nerede
Gözüm nerede
Yoksa hala sana mı bakıyor biryerlerde
Uyuyorum
Sen de uyuyorsun
Hayır sen uyumuyorsun biliyorum
Sonra bilmiyorum uyuyor musun uyumuyor musun
Hissedebiliyorum yokluğunu
Gittin yalnız kaldım
Tek başımayım
Ülkemde
Ülkende
Ama başka kimse deli değil
NURULLAH GENÇ 

HATIRLAT DA HAZİRANIN SONLARINDA ÇOCUKLUĞUMU YAKALIM

sen beni opersen belki de ben fransiz olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yaniyla guzeldir canim, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni opersen belki de askimiz pratik karsilik bulur
ne ikna edici bir intihar girisimidir simdi goz goze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.

Ah Muhsin Ünlü

25 Aralık 2009 Cuma

Lokman Hekimin Sev Dediği

Bu yürek
Seni seveceğini biliyordu herhalde
Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
Bire bin veren buğday
Elmadaki mayhoşluk
Hukuki beşer
Çınçınlı hamam
Çizmedeki kedi
Sanki elleriyle koymuşlar gibi
İkimizden bir işmar
Seni sevmemiş olsam , sözlerim yarı yarıya
Gözlerim yarım
Ellerim çolak hüseyin eli
Seni sevmesem , nefes almayı beceremem ki
Bugün günlerden ne ?
Cumartesi
Seni sevdiğim için , Cumartesi elbet
Seni sevdiğim için , bak temmuz ayındayız
Ayşe onbaşı , pir sultan abdal , büsbütün sevdalıyım sana
Bu gemiler nereye gidiyor , seni sevdiğim için
Seni sevdiğimden , suyun akası geliyor
Bacaların tütesi
Nurhayat'ın halleri , seni sevdiğim için güzel
İbrahim'in dilleri
İnsan seni sevince , tutsaklığa kızar tabi
Savaşın adı geçse , cinifrit olur
Ereğli'nin kömürünü düşünür , ne kömür o be
Raman'ı düşünür , Çukurova'yı düşünür
Seni sevdiği için , Haliç'te bir uğultu
Marmara'da bir deniz
Isparta bahçesinde güller
Seni sevdiği için goncalanıyor
Seni sevdiğim için , kilim dokuyor Avşar'da
Yarın sabahlar , seni sevdiğim için icat edildi
Penisilin , halk şiiri , canlı sinema
Mapushaneler , yedi düvel , harbi ispanyol nezlesi
Sultan Hamid , don civani
Ne bilsinler seni sevdiğimi
Başaklanmayan yulafa söylemeli
Cılk yumurtaya
Paslı demire
Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
Hoşnut değilllerse bu gidaşattan
Akıl etsinler seni sevdiğimi ,
Yeşille turuncunun kafa barıştırması , bu sevdadan ötürü
Tepemizdeki o göçmez tavan
Sulardaki yakamoz , ortancadaki pembe
Ben seni sevdim diye
Bingöl vilayetinde , kamyondan inince
Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
Siz nerenin bulutlarısınız böyle ?
Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara'nın
1953 kışları içinde
Karnı tok , sırtı pekse hısım akrabanın
Konu-komşu , dirlik düzenlik içindeyse
Birbirimizi daha çok sevelim diye
İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
Şair oluyor mesela
Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri
Caysın be güzel
Caysın be iyi
Tütünü bırakıyor , tütün neyime zarar
Keseme zarar , ciğerime zara , sevdama zarar
Seni sevince adamın papuçları eskimiyor
Beti-benzi yeni çarktan çıkmış gibi
Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
Saçları zencefilli
Erkencecik evine dönmek istiyor canı
Hep seni düşün
Hep seni yaşat
Hep seni yıka
Seni doyur üç öğün
Seni bir kanım uyut , sonra uyandır
Lokman hekim , seni sev diyor bana
Seni sevmeseydim , ilkbaharı kodunsa bul gayrı
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
Umut diye bir şey yoktu ki , seni sevmeseydim
Hak , hukuk , bereket diye
Eşitlik , kardeşlik , hürriyet diye
Yüreğime sağlık ne iyi ettim..!


METİN ELOĞLU


18 Aralık 2009 Cuma

I Do Not Love You Except Because I Love You

I do not love you except because I love you;
I go from loving to not loving you,
From waiting to not waiting for you
My heart moves from cold to fire.

I love you only because it's you the one I love;
I hate you deeply, and hating you
Bend to you, and the measure of my changing love for you
Is that I do not see you but love you blindly.

Maybe January light will consume
My heart with its cruel
Ray, stealing my key to true calm.

In this part of the story I am the one who
Dies, the only one, and I will die of love because I love you,
Because I love you, Love, in fire and blood.


PABLO NERUDA 





1 Aralık 2009 Salı

HAYATIM SANA OLAN AŞKIMDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL...

     HAYATIM SANA OLAN AŞKIMDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL...


Gözlerin sorguluyor beni, hüzünlü ve sessiz
Düşüncelerime sızmağa çalışarak
Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi

Hiç bir şey saklamadan hayatımı apaçık önüne serdim
Bu yüzden çözemiyorsun beni.

Eğer hayatım sıradan renkli bir taş olsaydı
Onu yüz parçaya bölebilir ve
Boynunda taşıman için ondan sana bir kolye yapabilirdim
Eğer o yuvarlak,kokulu sıradan küçük bir çiçek olsaydı
Onu hemen tutup koparabilir ve saçlarına kondurabilirdim

Eğer hayatım yalnızca bir zevk anı olsaydı
Huzurlu bir gülümseyişte belirebilir ve
Sen onu o anda çözebilirdin
Eğer o yalnızca bir keder yumağı olsaydı
Berrak gözyaşlarıyla sırrını sessizce açığa vurabilirdi
Ama benim hayatım sana olan aşkımdan başka bir şey değil
Ey benim en sevdiğim;
Zevkim ve cezam sınırsız
Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz...
Kalbim, kendi hayatın gibi hemen yanı başında duruyor

Ama sen, hiç bir zaman bütünüyle anlayamayacaksın onu.

RABİNDRANATH TAGORE

( GİTANJALİ )